|
Tweet |
Göç politikasının tartışılmasının “ırkçılık” veya “yabancı düşmanlığı” suçlamalarıyla karşılanmasını doğru bulmadığını belirten Pehlivanoğlu, meselenin nüfus, güvenlik, ekonomi ve Türkiye’nin geleceği açısından ele alınması gerektiğini ifade etti.
KAÇ KİŞİNİN TÜRKİYE’DE OLDUĞUNU BİLMELİYİZ
Türkiye’deki yabancı nüfusun statülerine göre açık biçimde ortaya konulmasını isteyen Pehlivanoğlu, vatandaşların göç politikası konusunda bilgi sahibi olmasının demokratik bir hak olduğunu söyledi. Göç İdaresi Başkanlığı 27 Haziran 2026 itibarıyla geçici koruma altındaki Suriyeli sayısını 2 milyon 255 bin 31, 2016’dan itibaren gönüllü geri dönüş yapanların sayısını ise 1 milyon 440 bin 123 olarak açıklamıştı.
Pehlivanoğlu, “Türkiye’de kaç yabancının bulunduğunu, bunların hangi statülerde yaşadığını, kaç kişinin geri döndüğünü ve geri dönüş politikasının nasıl işleyeceğini millet bütün ayrıntılarıyla bilmelidir. Bu soruları sormak insan düşmanlığı değildir. Devletin görevi göç politikasını şeffaf biçimde yönetmek ve vatandaşını bilgilendirmektir” dedi.
GERİ DÖNÜŞ POLİTİKASI NET OLMALI
Suriyelilerin Türkiye’deki geleceğine ilişkin açıklamaların belirsizlik oluşturmaması gerektiğini belirten Pehlivanoğlu, geçici koruma politikasının geleceğinin açıkça ortaya konulmasını istedi. Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz’ın da 2026’da Suriyelilerin geri dönüşlerine ilişkin verileri kamuoyuyla paylaştığı biliniyor.
Pehlivanoğlu, “Geçici koruma altında bulunan insanların geleceğine ilişkin devletin açık bir politikası olmalıdır. Kimlerin geri döneceği, hangi şartların aranacağı ve sürecin nasıl yönetileceği vatandaşın önünde açıklanmalıdır. Belirsizlik hem Türk vatandaşları hem de burada bulunan yabancılar açısından sağlıklı değildir” ifadelerini kullandı.
GÖÇ POLİTİKASI DEVLET POLİTİKASIDIR
Göç meselesinin günlük siyasi tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunan Pehlivanoğlu, Türkiye’nin demografik yapısı ve toplumsal bütünlüğünün uzun vadeli politikalarla korunması gerektiğini söyledi.
Pehlivanoğlu, “Göç meselesini konuştuğumuzda insanları etnik kimlikleri nedeniyle hedef almıyoruz. Biz Türkiye’nin geleceğini konuşuyoruz. Devletin sınırlarını, nüfus politikasını ve vatandaşlık düzenini planlamak zorunda olduğunu söylüyoruz. Bu mesele şeffaf, hukuka uygun ve milletin çıkarlarını gözeten bir devlet politikasıyla yönetilmelidir” dedi.