|
Tweet |
TURİZM SADECE COĞRAFYAYI DEĞİL KÜLTÜRÜ DE TANITIYOR
Fethiye gibi dünyanın farklı ülkelerinden ziyaretçileri ağırlayan şehirlerin aynı zamanda Türkiye’nin kültürel vitrini olduğunu belirten Sadet Kansız, turizmin yalnızca doğal ve tarihî güzelliklerin tanıtılmasından ibaret olmadığını kaydetti. Kansız, yöresel değerlerden mekân isimlerine, kültürel etkinliklerden tanıtım çalışmalarına kadar Türkçenin görünür olmasının ziyaretçilere ülkenin kimliğini daha yakından tanıma fırsatı sunduğunu ifade etti.
“MİSAFİRLERİMİZ BİZİ SADECE DENİZİMİZLE DEĞİL KELİMELERİMİZLE DE TANISIN”
Yabancı ziyaretçilerle sağlıklı iletişim kurulmasının önemini vurgulayan Kansız, bunun Türkçenin geri plana itilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini belirtti. Kansız, “Dünyanın dört bir yanından insanları ağırlamaktan memnuniyet duyarız. Onlara farklı dillerde hizmet sunarken kendi dilimizi de görünür kılmalıyız. Misafirlerimiz Fethiye’den ayrılırken yalnızca koylarımızı ve doğal güzelliklerimizi değil, birkaç Türkçe kelimeyi, kültürümüzden bir ifadeyi ve bize ait bir hikâyeyi de yanında götürebilmeli.” ifadelerini kullandı.
KANSIZ: “KENDİMİZİ DÜNYAYA KENDİ KELİMELERİMİZLE DE ANLATALIM”
Türk Dil Kurumunun 2026 yılı mesajında 26 Eylül’ün Dil Bayramı’nın 94. yılı olduğu belirtilirken Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması ortak bir sorumluluk olarak vurgulandı. Kansız, “Turizm bizi dünyayla buluşturan büyük bir imkândır. Bu buluşmada kendi kültürümüzü ve dilimizi geri planda bırakmak yerine onları daha nitelikli biçimde tanıtmalıyız. Türkçenin sesini sokaklarımızda, kültürümüzde ve dünyaya sunduğumuz değerlerde yaşatmak hepimizin sorumluluğudur. Bu düşüncelerle 26 Eylül Türk Dil Bayramı’nı kutluyorum.” ifadelerini kullandı.